Küresel Bakkal Mısın?

Biliyoruz ki markalar birbirleriyle, bulundukları konumlarında bir mücadele halindeler. Bu mücadeleleri, hep bir üste çıkmak, zirvede tutunmak ya da baskınlığı artırmak üzerine. İçlerinde bulundukları durum, onları rekabette farklılaşmaya ve stratejilerini değiştirmeye itiyor.

Günümüzde bunun örneklerini görmek mümkün. Mesela, uzun yıllardır süren Coca Cola ve Pepsi mücadelesi güzel bir örnek. Dünya’nın gözü önünde bir taht mücadelesi. Epey bir zaman daha devam edecek gibi. Fakat aynı zamanda da mücadele içinde büyümenin de bir göstergesi. Birbirleri ile büyüyor ve gelişiyorlar. Sonuçta rekabet içinde hayatta kalmak için, hep gelişmek ve yeniliğe ayak uydurup, vurucu stratejiler üretmek zorundasınız ya da zorunda kalıyorsunuz.

Sözün özü, küresel markalar bu tarz mücadelelerin başrollerinde, yerlerini sağlamlaştırarak ilerlemeye ve pazarda sözlerini baskınlaştırmaya devam ediyorlar.

Küreselde durum bu. Şimdi küreselden en aşağıya inelim. Peki ya yerel ölçekte bir markanın böyle bir hikayesi var mı? Aslında var.

Mahallenin esnafının AVM’lerle, semt pazarlarının marketlerle, terzilerin seri üretim mallarıyla, en basitinden kilimcilerin, tabiri caizse buharlı makinelerle bir mücadelesi var. Bu mücadele, en az Coca Cola ve Pepsi kapışması kadar keskin.

Öte yandan popüler kültürle de boğuşmuyor değiller. Tek bir ünlünün bir tavsiyesiyle patlayan bir kıyafet. Yani iş üstüne iş var üzerlerinde. Elbette kolay değil ve kolay olmayacak. Milyonları peşinden götürebilecek güçte bir medya, bir ayda kazandıkları kazançlarını 1 saatte kazandırabilen kitle iletişim uygulamaları. Küçük markalar için zor bir süreç.

Hal böyleyken, “Mehmet Bakkal”, “Terzi Ali” gibi nesilden nesile uzanmış markaların kısa vadede bellerini doğrultmaları güç görünüyor.

Öyleyse hata onlarda mı? Yoksa büyük markalarda mı?

Stratejik düşünen ve kitlelere hitap eden bir esnaf hiç mi yok? Elbette var. Sayıları hiçte az değil.

Mesele, dünyayı görebilmek. Onu anlamak, yorumlamak ve ona ayak uydurmak. Düşünün, ayak uydurmaya çalışırken bile hız kazan bir dünya tablosu var karşımızda. İşte, iletişim çağındaki bu hızlılık, bu enerjiye bir yerlerden tutunanlar kazanacak ve kazanıyorlar da.

Kısacası, Küresel Bakkal olmak isteyen, zihnini küreselleştirmeli.

Yorum bırakın