Matematikle uğraşmayı, kafa yormayı sever misiniz? İlk eğitim yıllarımda ben pek hoşlanmazdım bu şeylerden. İşim hep sosyal bilgiler, tarih, edebiyat vs. olmuştur. Ama son dönemlerde fark ediyorum ki, ‘trigonometri ileride ne işimize yarayacak Allah aşkına?’ diye bir cümle saçmalıkmış. Ben de bunları söylerdim, şimdi pişmanlık duyuyorum. Olsun, zararın neresinden dönerseniz kârdır tabi.
Şimdi matematik konusunu konuşmayacağız elbette ama bunları anlatma sebebim bir şeye işaret etmekti. ‘Önemini’ kavrayamadığımız bir çok şey yok mu hayatımızda? Geçmişe dönüp şöyle bir bakın, nelerin değerini sonradan anlıyorsunuz… Matematik bunlardan sadece birisi. Zaman ilerledikçe ‘hayır’ diye reddettiklerimizin ‘evet’ değerini çoktan hakettiğini, ‘cesaretli’ davranıp yaptığımız şeylerin ‘bir cahil cesaretinden’ kaynaklandığını… Hep sonradan anlıyoruz.
Ama bu harika bir şey de değil mi aynı zamanda? Sonradan da olsa ‘farkına varmak.’ Peki hiç farkına varamasaydık? Bu daha da kötüsü olmaz mıydı?
İnsan, anlamak ve anlamamak gibi iki zıtlık içerisinde bulunuyor.
Hayatınızın dinamiklerini oluşturan hatalar ve doğrular cetvelinin boyu, sizin bakış açılarınızda gizlidir. Genişçe bir perspektiften bakmak istiyoruz hepimiz. En uzaktan ama en yakından, en yüzeysel ama en derinden görmek istiyoruz her şeyi. Bu cetvelin boyu bakış açılarımızın ne denli geniş olduğuyla direkt alâkalı. Donanımlı olarak hayata bir bakış, boş bir bakıştan kat kat daha net ve gerçektir.
Bununla beraber bir çok şey söylenebilecek bir potansiyele haiz olan yaşam deneyimlerinin en derin ve mânâlı hâli de, yine bakış açılarımızdır.
Az evvel bir cetvelden bahsetmiştik. Bu cetvelin boyu bir ‘ömür kadardır.’ En baştan sona bu cetveli hatalar ya da doğrularla siz yazarsınız. Bu cetvelin değerini siz belirlersiniz. Hatta başkalarının bile kullanabileceği bir cetvel hâline getirebilecek yine sizsiniz.
Kaliteli bir cetvel için, yaşam deneyimlerimizden bakış açıları çıkartmak, doğru, zamanlaması iyi ve net kararlar ortaya koymak yine sizin elinizde. Eğer bunları doğru bir şekilde uygularsanız iş sadece çevresel faktörlere kalacak. Bu noktada da yapmak gereken, yine bir bakış açısına sahip olmaktır.
Çevresel faktörlere ne boyutta ve hangi düzlemde baktığımız çok önemlidir. Gözümüzde mi büyütüyoruz, yoksa kendimize mi güvenmiyoruz?
Cümleleri toplayıp bir ana fikir çıkartmak gerekirse;
insanın ömrünü değerlendiren çoklu düşünmesi, farklı bakabiliyor olmasıdır.
Bu metinde anlatmak istediğim şeyi direkt olarak söylemem kolay değil. Bakış açısının önemini ve hayatımıza oranını ‘kendi bakış açımdan’ anlatmaya çalıştım.
Tüm mesele bu değil mi zaten? Nasıl baktığımız, nasıl yorumladığımız ve nasıl gördüğümüz.

Yorum bırakın