Düşüncelerinizi önünüze koyun. Neyi gerçekten istiyorsunuz?
Her insan başarmayı ya da başarmanın hazzını yaşamak ister. İyi veya kötü her adımınızın sonucunda başarıya ulaşmayı içten içe hedeflersiniz. Bu hedefimizi güçlendirmeden harekete geçmeli miyiz? Tartışılır.
Okuduğunuz güzel bir kitap, yazdığınız kaliteli bir yazı, içtiğiniz bir bardak kahve. Hepsi neye hizmet ediyor? Başarınıza mı yoksa başarmaya olan inancınızı yitirmeye mi?
Gerçekten ne istediğimizi bulmadan nasıl oraya ulaşacağız ki? Neyden mutlu olduğumuzu farketmeden, nasıl mutlu olabiliriz ki?
Sosyal hayatımızda kafamıza giren binlerce fikir, aklımıza dokunan milyonlarca düşünce ile yaşıyoruz. Hangisinin doğru olduğunu nasıl tespit edeceğiz? Peki ya etmezsek ne olacak?
İnsan kaygıları ile yaşamaktan kendini alamıyor. Gelecek kaygısı, para kaygısı, evlilik, askerlik, her şey… Bu kaygılarımızın içinde bize ışık tutacak değerli şeylerin var olduğunu anlayarak işe başlamalıyız.
Bu değerli şeyler ise; kendimizden bıraktığımız parçalarımız. Sadece aramamız lazım.
10 dakika boyunca sessiz bir ortamda kendinize en son ne zaman, ”neyi gerçekten istiyorum” diye bir soru sordunuz? Sorsaydık cevabını çoktan alabilirdik. Ama hiç geç değil, hemen deneyin.
Bu cevabı aldıktan sonra, hemen bir kağıt ve kalem alın. Cevabı kağıda yazın ve üzerinde düşünün. Bu sizin gerçek cevabınız.
Şimdi kendinizi daha iyi tanıyorsunuz. Belki de arkeolog olmak istiyordunuz ama gelecek kaygınız size bunu farkettirmedi. Şimdi farkettiniz. Bundan sonra nasıl bir strateji izlemeniz gerektiğine odaklanın.
Rahatlayın. Kendinizle konuşmayı âdet edinin. Konuşmaya konuşmaya, konuşmayı unutan bir benliğiniz ile elbette mutlu olmak kolay olmayacaktır.
Önce kendinizle samimiyeti kurun.
Kendinizi gerçekten sevin.

Yorum bırakın