Geleceğin kaygıları ve geçmişin duvarları arasında sıkışmış yeni bir B-Sosyal İnsan tasavvuru.
Genellikle günlük yaşamın etrafında şekillenen sonu gelmez fikirler ve isteklerin doğrultusunda hareket eden bu insan, kendisini (A)sosyal olmaktan kurtarmakla meşgul. Toplumun ve popüler kültürün dayatmaları üzerine, yapmak istedikleri ile çekişmekle de meşgul haliyle.
Bu tip insanın iç dinamiği “yapayım yeter ki” cümleleriyle doruklara ulaşır, kendini tanıdığını iddia etmekle birlikte, başkaları için yaşamaya karar verdiğinin farkında bile değildir.
Buraya, yani (a)sosyallik düşüncesine farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Çünkü bu sosyal medya ve iletişimin çok üst düzeylere ulaşması dolayısıyla, artık (a)sosyal insanlar yerlerini B-Sosyal insanlara bıraktı.
Neden mi? Artık herkes birilerini taklit edebilirlik özgürlüğüne çok çabuk ulaşıyor. Kendisinden verdiği tavizler bir yana, “onu beğeniyorlarsa neden ben olmayayım” diyerek, ruhundaki asosyalliği baskılıyor. Dolayısıyla başkalaşıyor. B-Sosyal insan tasavvuruna dönüşüyor.
Çevremizde, yanımızda yöremizde bu tip insanlarla karşılaşmışızdır. Biraz zihinlerimizi zorlasak, “hah tamam bu kişi galiba” diyebilmek mümkün.
Ruhundaki asosyalliği baskılıyor dedim bir kaç cümle önce. Bu tezi sunmamın sebebi, kendisini başka kalıp ve şekillere sokmak için gösterdiği çabadan ötürü. Buradan hareketle yine ruhundaki asosyalliği üreten kendisi.
“Asosyal olmak kötü bir şey!” diye çok da kolay söylediğimiz bir dünyada yaşarken, teknoloji kürleri, teknoloji diyetleri yapan bir çok insana neden rastlıyoruz o zaman? Herkes bu teknolojiden dert yanarken, asosyal olmak kötü müdür? Bu da okurun takdiri.
B-Sosyal insan meselesine geri dönecek olursak, bu tip insanlar genellikle özetleri ve hızlı bilgileri sever. Konu bütünlüğünden uzak kalmak onlar için daha iyidir. B-Sosyal insanlara derinleşmek ve kavramadan bahsedilemez. Çünkü onların takipçileri ve severleri, bu bilgilere ihtiyaç duymaz.
Asosyalliği bu B türü sosyallikle karşılaştırdığımda şunu görüyorum; en azından kendi kabuklarına çekilip, olmaları gereken yerde duran bu asosyal insanlara haksızlık yapılıyor.
Bize kim, niye “asosyallik” kötüdür dedi? Benim fikrime göre, biz bunu toptan kabul ettik. Birisi gezmiyorsa, bir şeyler yapmıyorsa vs. bu adam “hiç sosyal değil” diye damgaladık. Aslında “bizim gibi değil” diyoruz bilinçaltımızdan.
Özetle, küresel bir köy haline gelen dünyamızın asosyal diye damgalanan insanları B-Sosyalliğin kendini pek de tanımayan hareketlerine dikkat etmiyor bile. Tabi yanlış anlaşılmasın, iki tarafı da savunmuyorum. Savunduğum tek şey, kendimiz olmamız gerektiği gerçeği.

Yorum bırakın