Hayalin Ötesine Geçmek

Bir şeyi gerçekten istemenin, sımsıkı kilitlenmiş olan tüm kapıları sana açacağı sırrını taşıyorsan eğer, sen zaten başarmışsın demektir.

İşte asıl sır burada, tam da burada duruyor öylece.

Elimizi atıp kapmak, ötesinden berisinden bu sırra tutunmak gerektir.

An, zaman, dem, devran bu sırrın içinde.

Beynimizden geçen türlü düşünceler ile, kaygılarımız ve acılarımız ile boğuşmak. Ne kadar garip!? Halbuki ben şimdinin adamı değil miyim? Ne gelecek ne de geçmiş elimde mi ki kendimi başka başka zamanların içine hapsettim? Bir şeyi çok istemeyi bildim de, olmadı diye mi dert yakındım? Dizlerimi dövmekten yere çökemez mi oldum, olması gereken olmamış diye?

Peki ya hangisi?

Biz, gerçekten istedik mi? İnandık mı? ‘Olacak!’ dedik mi? İsteğimizi hedef yaptık mı? Bunlar cevaplarını sabırsızlıkla bekleyen, cevabını vermedikçe sabrını tüketen soruların ta kendileridir.

Bir şeyi gerçekten istemeyen, istedim der mi hiç?

Öyleyse, önce inanç sonra başarı.

Öyleyse, önce inanç, sonra başarı.

Yorum bırakın