Hoşça kalmanın, görüşmek üzere olmanın bir yanı da hep düşünmek üzere olmaktır hakikatinde.
Varlık, dünyamızın ve eksenimizin içerisinde erimekte ve derinleşmektedir. Zaman mekânı, insan devamı kovalar sürekli. Bu esnada çok şey gelir ve geçer hayatımızda. Başarısızlıklarımız, başarılarımız, sancılarımız ve coşkularımız… Bu temponun içinde kalmaktır tüm gayemiz bakılırsa aslına. Tecrübeler ve duygular da bu dansın içindedir. Onlar onsuz düşünülemezler.
Hayatımıza giren her yeni tecrübeyi bizler ‘düşünmek üzere’ alırız. Sonunda ‘görüşmek üzere’ deriz. Demek biz hep ‘düşünmek üzereyiz.’
Yeniye, güzele, iyiliğe ve temizliğe dair ne varsa kucaklamak isteyebiliriz. Bazen de felaketimizi sevebilir ve kabullenebiliriz. Fakat yine ‘düşünmek üzereyiz.’
‘Görüşmek üzere’ ne varsa hepsine ‘düşünmek üzere’ hoş geldin deriz. Onu anlamlı kılmanın, içini doldurmanın özünün bundan geçtiğini biliriz. Kendi dünyamızda bir yere koyamadığımıza, yarınlarımızda yer verebilir miyiz? ‘Düşünmek üzere’ olmadan, ‘görüşmek üzere’ olabilir miyiz?
Bir de ‘hoşça kal’ deriz hep. Biz onu hoş etmeden ona ‘hoş kalmayı’ tavsiye edebilir miyiz? Ruhun ve iyiliğin etrafında şekillenmeyen bozuk niyetli arzularla bir insanı huzura ve iyiliğe teslim eder miyiz?
İşte tüm bunlar bir düşünce tasavvurunun, olgun ve dingin bir ruhun meyveleri olsa gerektir. Derinden düşünmek, hakiki düşünmek, düşünmeyi düşünmek, yoğunlaşmak… Ufkun ötesine geçip, yeni bir solukta nefes almak… Bir dakika deyip şu hayatın monoton ve keşmekeşine, ‘ben kimim, ne oluyor?’ sorularını sorgulamak… Düşünmek de düşünmek…
Fakat öyle hoyrat ve kaotik bir düşünmekten maksat taşımıyoruz. Titizlikle ve itinayla seçilmiş ve derinleştirilmiş düşünceler zannımca.
Dolayısıyla ‘düşünmek üzere’ olmalıyız. Hayatımıza gelen ve giden ne varsa, nimetlerden imtihanlara hepsinin bir ‘görüşmek üzeresi’ olacaktır. Onu göndermeden ‘düşünmek üzere’ olmaktır mesele kanımca.
Ben her gelene düşünmek üzere olmanın coşkusunu büyük bir zevkle deneyimliyorum. Bunu kendinize açtığınızda ‘görüşmek üzere.’

Yorum bırakın