Sakinliğin Paradigması: Kendini Tamir Etmek

İç huzur ve denge arayışının mihenk noktası bu paradigmanın, öteden beri üzerimize doğru gelen gerçeği anlamaktan geçmekte olduğunu keşfedeli henüz çok zaman geçmemişken, bu yazıyı kaleme almanın heyecanını hissediyorum. Asıl olanın yani ‘sakinliğin’ bir paradigması olabileceği gerçeğini öğrenmek müthiş bir his. Bunu özümsemek de işin geri kalan kısmı.

Sakinlik, sosyal hayatın keşmekeş ve sancıları içinde sıkışmış insanın, kaçış manevrası ve olayları göğsünde yumuşatma biçimi olarak tanımlanabilir. Devam etmenin ve gücünü doğru kullanmanın bir ifadesi de aynı zamanda. Fakat sakinliğin değerlendirilmesi gereken iki farklı yönü bulunmakta. Bunlardan biri olayların yaşandığı esnadaki tepkinin sertlik ölçüsü, diğeri de ‘devamlı ve şuurlu sakinlik’ olarak ele alınır. Olayların yaşandığı esnadaki tepkilerimizi olayın gidişatı ve koşullarına göre manuel olarak ayarlayabiliyoruz. Peki ya devamlı ve şuurlu olan sakinlik? O nasıl ayarlanıyor?

Devamlı ve şuurlu sakinlik, kendinin farkında olarak, kişisel bir tamir sürecinde bulunmanın adıdır. Kendindeki eksik noktaları yamayarak geçiştirmek değil, bunu bir yolculuğa dökerek, kendindeki eksiğin devamlı inşasına devam etmektir. Yani devamlı ve şuurlu sakinlikte, ‘ben eksiğim evet, fakat bu eksiklerde bir gücüm bulunuyor’ diyebilmektir onu şuurlu yapan. Bir inşaatı bitirmek değildir. Zaten önemli olan bir inşaatı bitirmek ve bitirmek gayreti de değildir. Kendinizde bir şeyleri suni olarak tamamladığınızı düşünmek, gerçek bir inşa değildir. Bu bir bakıma özü unutmaktır. Kusurlar ve eksikliklerin de bu işin hamurunda bulunduğunu iyice düşünmek ve derinleştirmek gerekir. Devamlı ve şuurlu sakinlikte, muhatap kendimiziz. Sorun da kendimiziz, sorunlar da. İnşaatçı da biziz, inşaat da. İşte devamlı ve şuurlu sakinliğin paradigması burada gizli: ‘ben kendimi tamir ediyorum!’ Evet, ben kendimi bir ömür tamir etmeye devam edeceğim. İnsanoğlunun kendini inşa etme ve devamlı tamir etme yolculuğu, yeni bir bakış açısı, yeni bir tutku, yeni bir derinliği meydana getirir. Hayattan ders çıkartmayı, yargılarken vicdanı, gülerken vakarı, ağlarken derdin sahibini hatırlatır. İşte hakiki olan devamlı ve şuurlu sakinlik budur. Anlık olarak farklı vakitlerde sakin olmanın dezavantajları, yalnızca olay bağlamında kalmasıdır. Fakat eğer sen kendini daimi bir kusurun ve inşanın içinde görürsen, o zaman senin yolculuğun devam ettiğinden kendine dönmeye ve kendini anlamaya başlarsın.

Sosyal hayat, sosyal medya, iş, ev, aile… Hepsinin bizden aldığı ve verdiği bir çok şey yok mu? Evet, var. Zaman zaman sinirlenmeyecek miyiz? Evet, bittabî. Lâkin hakiki sakinlik, yani kendinde olmak, kişisel bir yolculuktur. Hakiki sakinlik, devamlı ve şuurlu sakinlikte, bir yere ulaşmak gayesi yoktur. Yolda olmanın lezzeti ve olabilme çabasının getirdiği yeni bir dünya, farklı bir yerden bakmak gibi hediyeleri vardır.

Sakinlik, sessizlik demek de değildir bilinenin aksine… Sessiz olmanın başka başka sosyal ve psikolojik nedenleri vardır. Bu konu ehline havale… Hakiki sakinlik, olmaya çalışmanın verdiği ciddiyet ve ciddiyetin içindeki daimi neş’e hissidir. Daimi neş’e… Hakiki yani devamlı ve şuurlu sakinlikte, öğrenci olduğunu düşünmek, ‘ben öğreniyorum, her şeyden ve herkesten öğreniyorum!’ demek vardır. İşte bu, büyük bir anahtardır.

Baksak şöyle bir düşünürler ve yazarların kaleme aldıkları büyük vecize ve nükteli sözlere… Hepsinin nazara vermeye çalıştığı şey ‘kendinde olmak’, ‘kendini aramak’, ‘kendini bulmak yolculuğu’ gibi metaforik söylemlerdir. Pek de haksız sayılmazlar ama değil mi? Kesinlikle haksız değiller. Hayat dediğimiz bu tuhaf denge, bizim görmek istediğimiz şekliyle dizayn oluyor, benden söylemesi…

Uzun lafın kısası, hakiki sakinliğin yani devamlı ve şuurlu sakinliğin kişilerde bir yolculuğu tezahür ettirdiğinden, onların yüzünde daimi bir neş’e, ciddi bir tevazu ve güzel bir gülümseme görürsünüz. Çünkü onlar en büyük kütüphanede, yani kendilerinde kendilerini okuyorlardır… Hayatlarında başlarına gelene de bir cümle diye bakarlar anlaşılması gereken…

Yorum bırakın