İnsan ilişkileri, iki bireyin karşılıklı duygu, enerji ve fikir aktarımının ahenginden meydana gelir. Pozitif ilişkiler ise bu duygu, enerji ve fikir aktarımının saygı zeminine oturmasıyla oluşur.
İlişkiler, belirli nedenler dolayısıyla ortaya çıkan, günlük yaşamın ve hayatın devamlılığının ana merkezi olan en temel sosyal işlevdir. Hayata adım attığımız ilk günden ölene kadar geçen müddet içerisinde ilişkiler kurar, yürütür ve yaşarız. Bir insanla iletişime geçeriz, bir hayvanla, doğayla, evrenle. Hepsi bir ilişki demektir. Fakat bizim insan olmamız hasebiyle ilişkilerimizin karşılıklı olduğu ağırlıklı ve tek alan insan ilişkileridir.
Bu ilişkilerde de zaman zaman istenmeyen bazı durumlar mevcut olur, bazen çok iyi gider, ilerler, meyve verir, sonuca ulaşır, zaman zaman da istenilen sonuca ulaşılmaz. İnsan ilişkileri bir inşâ, devamlılık ve yönetme sanatıdır bir bakıma. Bu sanatı icrâ ederken de evvelâ belli başlı konuları oturtmak, hazmetmek, gelişmek ve geliştirmek gerekir.
Mesela, kişisel gelişime ağırlık vermek, nezaketlilik, hoşsohbet olmak, içten ve samimi olmak, empatik olmak gibi önemli noktalar ile bu sanatın genel çehresini oluştururuz. Bunları yapmak, iyi bir insan ilişkisi için pek mühimdir. Lâkin bunlardan çok daha önemlisi ise ilişkilerimizi saygı zeminine oturtmak ve muhafaza etmektir. Bu da pozitif ilişkilerin gücüdür.
Nedir bu saygı zemini?
Saygı zemini, ilişki içerisinde bulunan iki bireyin birbirlerine karşı düzgün ve açık olarak daima sınırlarını bilmesidir. İlişki içerisinde paylaşılan fikir, duygu ve düşüncenin hudutlarının farkında olmak, verilen değere karşılık olarak değerin önemini kavrama hassasiyetidir. Kısacası saygı zemini bir hassasiyet meselesidir. Bu hassasiyet ile kişi, ilişki içinde bulunduğu bireylerin önemli noktalarını fark etmiş, bu hususlar ile kendini yeniden kavrama arayışına girişmiştir. İlişkilerde hassasiyet, ben merkezli bir bakış açısından ziyade, daha çok biz eksenli bir düşünce yapısıdır. Bu düşünce yapısı, sağlıklı bir ilişkiyi saygı zeminine oturtur ve güzel şekilde büyüyüp olgunlaşmasını netice verir.
Saygı zemininin olmadığı ya da zamanla korunamadığı ilişkilerde çeşitli sorunların meydana gelmesi çok olasıdır. Çünkü bireyler, birbirilerine karşı güzellik getirmek endişesini yitirir. Saygı, ilişkinin güzellik getirebilmesi için en önemli noktadır. Bununla beraber, kaliteli bir sevginin de anahtarı yine saygıdan ve ilişkinin saygı zeminine oturtulmasından meydana gelir. Sevgi, karşılıklı anlamda bir korunmayı gerektirdiğinden, saygının kaybedildiği bir noktada partnerlere ya da bireylere bir şifa getirmesi kolay olmamaktadır. Bu yazıda bahsi geçen saygı ve sevgi meselesi yalnızca aşk/ilişki düzleminde değil, toplumun her alanındaki ilişkilerde geçerli bir prensiptir.
Öte yandan ilişkilerde sağlığın ve huzurun teminatı olan saygıyı, aşırı ciddiyet olarak da adlandırmamak gerekir. Aşırı ciddiyet kırılganlıklar meydana getirir, aşırı cıvıklık ve dengesiz samimiyet (yani kırıcı olan samimiyet) de ilişkide bozulmaları getirir. Dolayısıyla iyi bir insan ilişkisinin temeli saygı hamurundan yoğurulmalıdır. Elbette ciddiyeti de barındırmalıyız fakat bunu ilişkinin ana merkezinde koruyucu olarak görmeli ve doğru kullanmalıyız.
Saygı ve saygı zemini, pozitif ilişkilerin ortaya çıkmasına vesile olurken, bir yandan da karşılıklı güveni de temin etmektedir. Saygı, sınırlarını bilmekle beraber, güvenilebiliteyi de tayin eder. Saygı çerçevesinde bir ilişkide taraflar şunu bilirler ki: ‘bu insan bana bir güven şoku yaşatmaz ve beni hayatında nereye koyuyorsa, oranın değerine göre değerlendirir.’ İşte saygı, bir anlamda da güvenin inşâsının anahtarıdır. Saygı hem empati, hem sempatidir.
Günlük yaşamda ortaya çıkan çoğu ilişkisel sorunları çözümleye çalıştığımda genellikle ilişkilerdeki saygının kaybolmasıyla ortaya çıktığı kanaatindeyim. Bunun sebebi ise, artık saygıdan taşan ve saygı duymamaya başladığımız birine de güven duyulamayacak, sevilemeyecek ve istenmeyecek bir imaj algısını aldığımızı görmemden kaynaklanmaktadır. O yüzden, pozitif ilişkilerin anahtarını saygı zemininde, yüksek değer hassasiyete sahip olmakta olduğunu açıkça düşündüğümü ifade etmek istiyorum.
Saygı zemininde inşa edilmiş bir ilişkinin uzun ömürlü ve ortak paylaşımlı olduğunu görmek gayet doğaldır. Dünyanın şu anki ilişkilerdeki bozulma problemini de, saygıya önem vermemek ve insanları salt çıkarları amaçlı kullanmak olarak nitelendirmek de mümkündür.
Özetle, iyi bir ilişkinin sırrı, saygı zemini ve o zemin içerisinde yeşeren temiz bir sevgi ve bunun sonucunda oluşan karşılıklı güven olduğunu düşünüyorum.

Yorum bırakın