HEP AYNI TEKRAR; (A)SOSYAL MEDYA

Dijital İletişim’de sosyal medyanın yeni dinamikleri, artık eskiyi ve tekrarı kaldıramıyor.

Bazı kaynaklarda, 1971 yılında iki bilgisayarın birbirine mail göndermesiyle farkında olmadan başladığı söylenen sosyal medya serüveni, günümüzde değişen dünyanın olmazsa olmazı bir konuma yerleşti.

Her yeni gün, elimizin altında bir yerlerde bulunmasını kesinlikle kendimize şart koyduğumuz, belki de buna mecbur bırakıldığımız bu iletişim mecrası, fikirlerin, düşüncelerin ve bunlarında fazlasının ortaya çıkıp üretildiği ve etkileşime girdiği bir kıvrım.

20.yy itibariyle dünyada farklılaşan teknolojik hareketlerin ekseninde, hızın ve ulaşılabilirliğin bir mekanizması durumunda.

Kısa bir giriş ile beraber, bu yazıdaki analizimiz, sosyal medyanın kendini tekrarlayan ve ısrarla eskiyi üretmeye devam eden içerik prensipleri ile ilgili olduğundan dolayı, iki ana madde üzerinden ilerleyelim.

Kendini Tekrarlamak

İnsanın fikir ve düşünce düzleminde aynılık göstermesi durumuyla başlayan ama esas noktada bu aynılığa bir çözüm üretmemeyi tercih etme durumu.

Pazarlama ve reklamcılığın esası fikirdir. Yeni fikirler yeni tasarımları; yeni tasarımlar yeni fikirleri doğurur. Bu döngü içinde markalar, hitap ettikleri hedef kitlelere ikna sürecine girişirler.

Markalar da aynı insanlar gibi, süreçlerden geçerek olgunlaşır ve yenilenirler.

Markaların pazardaki hitap şekilleri, hedef kitlenin algılarıdır aslında. Bu açıdan baktığımızda, eğer bir markanın özünde amacı ”ben farklıyım, bu yüzden beni tercih edin” ise, -ki böyle olmalıdır- kendini tekrarladığı ve aynılığa kapıldığı sürece, istediği ciro, başarı vs. ne ise ona ulaşması belki kısa vadede hızlı da olsa, orta ve uzun vadede bir basiret bağlanmasına ulaşır.

Bu minvalde, günümüz küresel dünyasında en hızlı ve ölçülebilir alan sosyal medya mecraları olduğu için, burada kesinlikle bir ”farklılık” ilkesi benimsenmelidir.

Eskiye Bağlılık Düşünceleri

Sosyal Medya’nın da bir geleneği vardır.

Nasıl ki kültürler, gelenekler ve görenekler üzerinden günümüze kadar ulaşmış ve üretilmeye de devam etme sürecindedir, aynen bunun gibi sosyal medya kanalları da ilkleri her zaman benimser bir vaziyette.

Instagram, Facebook ya da Youtube farketmeksizin, üretilen içerikler gelenekselleşirler.

Burada markaların çizgileri elbette ”trend takibi” olmalıdır ama buna bel bağlamak sizi küreselleştirmez. Lokal bir küresellik algısı kazansanız da etkili olabileceği bu değişen dünya içerisinde muammadır.

Fikir eşittir insan.

Eğer bir marka alanının dış veya içinde ne olursa olsun, gelenek üretebiliyorsa, yani kitleleri sürükleyebiliyorsa, o marka başarılı oluyordur.

Demin de ifade ettiğimiz gibi, elbette geleneklerden de faydalanılmalı ama gelenek üreticisi konumunda marka bulunmalıdır.

Yorum bırakın